Konu: Milli Eğitim Bakanlığının Trafik Eğitimi ve Trafik Güvenliği konusundaki yükümlülükleri, aksayan yönler ve çözüm önerilerimiz:

25.10.2025


a) Okullardaki eğitim

b) Sürücü Kursları Eğitimi

SÜRÜCÜ KURSLARI

1) Teorik Eğitim ve Sınavları

2) Direksiyon Eğitimi ve Sınavları

Giriş

Sürücü Kurslarının ilk açıldığından bu güne kadarki gelişmelere bakarsak, iyi gelişmeler kaydettiğimizi söyleyebiliriz. Özellikle 2012 den sonraki gelişmeler takdire şayandır. Bu gelişmeler lineer bir gelişme olmayıp bazı dönemlerdeki sıçramalar şeklinde olmuştur. Bazı dönemlerde yetkililer risk almayı bilmişler ve radikal ilerlemeler kaydetmişlerdir. Kendilerine teşekkür ederiz. Belki önümüzdeki yıllar da böyle bir sıçrama yılı olabilir. Statiko kırılıp değişim ve gelişimler olabilir. 2030 yılı hedefi trafik kazalarından kaynaklı ölümlerin %50 azaltılması, 2050 hedefi ise sıfır ölüm hedefidir. Dünyadaki bazı ülke ve şehirlere baktığımızda bunun mümkün olduğunu görmekteyiz. Bu ülke ve şehirler başardıysa biz de başarabiliriz.

Teorik Eğitim:

Kursa devam

Mevcut durumda Adaylara istenen teorik eğitim verilememektedir. Her adayın Teorik eğitimleri mutlaka alması gerekir. Ancak mevcut uygulamada bu mümkün olmuyor. Zira Türkiye şartlarında Ehliyete müracaat eden gençler ya eğitim hayatında ya da iş hayatında. Sürücü Kurslarının ders verdiği saatlerde derse gelmeleri mümkün olmuyor. Bu durum hem kursiyer, hem kurs yönetimi hem de denetleyici olarak Milli Eğitimi zora sokuyor ve derslere devam göz ardı ediliyor. Buna şöyle bir çözüm getirilebilir: Adayların derse katılabilecekleri boş zamanları tespit edilir. Bu boş zamanlarına göre gruplamalar yapılır. Bir dönemde sadece belirli saatlerde değil de birkaç zaman diliminde ders verilir. Mesela, 3 kişi hafta içi sabah saatlerinde, 5 kişi hafta içi öğle saatlerinde 8 kişi akşam saatlerinde 5 kişi de hafta sonları gelebilir. Kurs buna göre program yapar ve o saatlerde adayın derse katılımı zorlanabilir. Bu durumda hiç kimse vicdan yapıp gelmeyen kimseyi mazur görmez .Milli Eğitim de denetimlerini gönül rahatlığı içinde yapabilir. Eğitim Materyalleri: Kurslarda ilkokul mezunu ile üniversite öğrencisi ve mezunu bir arada ders görmektedir. Öğretmenin elinde yeterince eğitim materyali yoktur. Konu trafik kuralları olunca bunun görsel videolarla desteklenmesi gerekir. Trafik işaret levhalarının bile akan trafikte çekilmiş videolarla desteklenmesi gerekir. Bakanlık ve federasyon beraber çalışıp bu açığı gidermelidir. Mevcut durumda maalesef öğretmen slaytlar ile kanun maddelerini okuyup geçmekte, verilen bilgiler kalıcı olmamaktadır. Ayrıca Bakanlığın öngördüğü süre kadar ders verilmemekte, süre yarı yarıya kısaltılmaktadır. Çünkü hem aday sıkılmakta hem de öğretmen zamanı doldurmakta zorlanmaktadır.

Müfredat:

İlk Yardım Öğretmenlerimiz, anlatılan müfredatın çok eski olduğunu, yenilenmesi gerektiğini söylemektedirler. Ama ne Milli Eğitim ne de Konfederasyon bu konuya el atmamaktadır. Yaptığımız işi maalesef -miş gibi yapıyoruz. Trafik dersinde de çok değişen ve yanlış olan yerler var. Kursların takip ettikleri piyasadaki yayınlar Milli eğitimin onayından geçmeli, müfredat değiştikçe veya yenilendikçe kitaplar da yenilenmeli. Bunu bakanlık veya Dernekler takip etmedikçe kursların haberdar olması mümkün değildir. Ayrıca sınavlarda çıkan sorular kurslar tarafından bilinmediği için yapılan değişikliklerle ilgili soru gelip gelmediğini de bilmek mümkün değildir. Kursiyerler birçok zaman, görmediğimiz sorular geldi demektedirler.

Teorik Sınavlar:

Ehliyet için müracaat edenlerden düşük seviyede eğitim almış olanlar soruyu anlamakta güçlük çekmektedir. Bazı sorular uzun olup, aday cümlenin sonuna geldiğinde başını unutmakta soruyu anlamakta güçlük çekmektedir. Amaç bilgi ölçmek olup daha kısa cümlelerle soru hazırlanmalıdır. Kanun maddesini aynen yazmak yerine aynı anlamı veren kısa cümleler kullanılmalıdır. Bazı soruların çoktan seçmeli cevaplarında bazen birbirine çok yakın çeldirici şıklar bulunmaktadır. Mesela,” Karayolunda boyutları standart dışında olan yüklerin taşınması için nereden izin alınır” diye bir soru var. Şıkların biri Karayolu Genel Müdürlüğü diğeri Ulaştırma Bakanlığı. Karayolları Genel Müdürlüğü Ulaştırma Bakanlığının bir alt birimidir. Burada aday iki seçenek arasında tereddüt yaşayabilir. Ulaştırma Bakanlığı yerine İçişleri Bakanlığı dense soru bilgi ölçmeye çok daha uygun olur. Şimdi bir de ilkokul mezunları gibi yabancı kursiyerlerimiz var. Bunlar da konuyu anlamış olsalar bile sınavda başarısız olmaktadırlar. Bir, iki, üç dosya yakanlar var. Ülkenin yarısının asgari ücretle geçindiği düşünülürse her seferinde ödenen sınav ücretleri insanlara ağır gelmektedir. Üstelik sınavdan kalması, belki kişinin bilgi eksikliğinden değil de soruyu anlamamasından, soru ve cevapların uzun cümleler halinde olmasından kaynaklıdır. Bu konuda insanlara haksızlık etmemek için, 4 sınava girip bir dosya yakanların, istemeleri halinde sözlü sınava tabi tutulmaları ve bilgi ölçümünün bu şekilde değerlendirilmesi daha uygun olacaktır. Doğu ve Güneydoğu illerimizden, sınav geçme notunun düşürülmesi talepleri gelmektedir. Sınav geçme notunun düşürülmesi asla kabul edilebilir değildir. Sınav geçme notunu 50 olması demek, kişinin %50 bilgi eksikliği ile trafiğe çıkması demektir ki bu bir felakettir. Ama kişi biliyorsa ve bunu sözlü sınavla ortaya koyabiliyorsa bu kişinin yazılı sınavlarda sürünmesi de normal değildir. Çıkan soruların yayınlanmamasını da anlamakta zorluk çekiyoruz. Deniliyormuş ki, zaten az sayıda soru üretebiliyoruz. Aday bu soruları ezberler ve sınavı bu şekilde geçer, bu da amaca uygun olmaz. Siz trafik ve Çevre Bilgisinden 500soru üretmişseniz ve aday da bunları ezberleyip geçmişse ne mutlu bize. Bundan neden gocunalım ki? Ancak biz bu düşüncenin gerisinde, hatalı soruların ve cevapların ortaya çıkmaması, tartışma konusu olmaması gibi gizli bir niyetin olduğunu düşünüyoruz. Bakanlık varsa hatasını saklama yerine, düzeltme yolunu tercih etmeli ve soru ve cevapları yayınlamalıdır.

Direksiyon Eğitimi ve sınavlar:

Direksiyon eğitimi denetimleri, Milli Eğitime çok önceden ve rastgele hazırlanan listeler üzerinden yapılmakta, Aday eğitimde olduğu halde, bildirilen araç ve usta öğretici ile çakışmadığı için kurslar sıkıntıya düşmektedir. Asıl olan adayın eğitim almasıdır. Aday eğitimde ise, Araç ve Usta öğretici de kursa ait ise listedeki çakışma aranmamalıdır. Direksiyon eğitimi ve sınavlar sırasında, aracı aday kullanırken, kurs araçları SARI TEPE LAMBASI takmalıdır. Mevcuttaki levhalar diğer sürücüleri uyarmaya yetmemektedir. Kurslar, Kursiyer kaydı sırasında bilen-bilmeyen- az bilen ayrımına göre kayıt almakta, ona göre ücret söylemekte ve ona göre de az veya çok eğitim vermektedir. Bu nedenle de, Alınan ücretler taban fiyatın oldukça altında kalmaktadır. Vermemiz gereken 14 saatlik eğitim hiç bilmeyen aday için değil, aracı boş bir alanda rahat kullanabilen aday için öngörülen eğitimdir. 14 saatlik eğitim, adayın akan trafikte, şehir içi yollarda trafik kurallarına uygun olarak kullandırma eğitimidir. Hiç bilmeyen adaya,önce boş bir alanda veya sakin yerlerde aracı çalıştırma, kalkış, duruş, vites büyütme küçültme, dönüşler, geri gitme, rampa kalkışı vb öğretilecek, sonrasında 14 saatlik eğitime geçilecektir. İlk eğitimde bir saat sınırlamasına gerek yoktur. Aday ve Usta Öğretici aracı kullanmakta olduğuna kanaat getirmişlerse ilk sınava girebilmelidir.İlk sınavdan geçen 14 saatlik eğitime tabi tutulmalıdır. Ancak sınav sistemi bu mentaliteye uygun olmadığı için, kurslar sınava göre çalıştırma yapmakta ve eğitim eksik olmaktadır. O nedenle de sınavı geçen aday ertesi gün trafiğe çıkamamakta, ya özel direksiyon dersi almakta, ya da eşinden dostundan yardım almaktadır. Ehliyet sahibi olduktan sonra kişi tekrar eğitime ihtiyaç duyuyorsa sürücü kursları neden var ki? Direksiyon sınavından geçen adayın ertesi gün en azından evinin etrafındaki bildiği yollarda birkaç km içinde aracını rahatça kullanabilmesi gerekir. Mevcut durumda adayların %80 i bu konumda değildir. Bu da sınav sisteminden kaynaklıdır. Sınavların Ek görevli olarak öğretmenler tarafından yapılması ve hafta sonlarına sıkıştırılması doğru değildir. Herhangi bir öğretmenin direksiyon sınavı yapması da doğru değildir. Öğretmene 10 sene boyunca “öğrenci bırakma, ödev verme” diye baskı yapmışsınız, aynı öğretmene direksiyon sınavı gibi hayati bir sınavda görev veriyor ve hata yapanı bırak diyorsunuz. Bu öğretmen o sınavı asla hakkaniyetli yapamaz. Kendim de bir süre Usta Öğretici olarak sınava girdiğim için biliyorum, çoğu komisyon üyesi vicdan yapıyor ve hak etmediği halde “geçer not” veriyorlar. Sınavların, tam zamanlı olarak çalışacak uzman kişilerce ve haftanın her günü yapılması gerekir. Bu konuda, 40 yaş üzerinde, en az 10 yıl müfettiş olarak çalışmış Milli Eğitim Müfettişleri tercih edilebilir. Bu kişilerin Özel bir statü ile çok da başarılı sınav yapacaklarını düşünüyoruz. İl Merkezlerinde görevlendirilen bu UZMAN kişiler o il ve ilçelerinin sınavını çok rahat yapabilirler. Sınavlar ne derece özenli yapılır, değerlendirme ne kadar hakkaniyetli olursa Sürücü Kurslarının da o oranda iyi eğitim vermeleri kaçınılmazdır. Mevcut durumda az eğitim alan kursiyer de, yeterli eğitim alan kursiyer de sınavı geçmektedir. Güzergahlar tam değerlendirme yapmaya uygun değildir. Zaten komisyonun ölçmedeki en büyük üç kriteri park, kırmızı ışık ve emniyet kemeri ihlalidir. Her üçü de somut ihlaller olduğu için aday ve yakınları itiraz edememektedir. Bu geçici olarak iyi bir şeydir. Eskiye göre çok yol katedilmiştir. Ama yeterli değildir. Sınavlar iki aşamalı olmalıdır. Biri mevcut sınav, diğeri de bu sınavı geçenler için, kursun önünden başlayıp kursun önünde biten ikinci sınav. 14 saatlik eğitim ikinci sınav öncesinde verilmeli, sınavda iki yönlü yola, tek yönlü yola, bölünmüş yola sokulmalı, yaya geçitlerindeki davranışı , manevra davranışları gözlemlenmelidir. Ancak sınav Komisyon üyeleri profesyonel sınav yapıcılar olmadan bu ikinci sınavın başarıya ulaşması mümkün değildir. Önce sınav yapıcılar, sonra ikinci sınav gündeme alınmalıdır. Kurslardaki direksiyon usta öğreticileri yeterli değildir. Kurslar aday kapma yarışından dolayı çok fiyat kırmakta ve kazançları düştüğü için usta öğreticiye yeterli ücret ödeyememekte, emekli kişilerle ve asgari ücretle bu işi yürütmektedir. Sınavlar yukarıda bahsettiğimiz seviyelere gelirse, kurslar da hem ücretlerini tam alacak hem de adayı yetiştirmek için öğretmen alımında daha seçici olacaklardır.

Okullarda Trafik Eğitimi:

Trafik Kültürü genel kültürümüzün bir alt parçasıdır. Kurslar, 15-20 günlük eğitimle, davranış değişikliği sağlayamaz. Kurslar sadece bilgi verir. Bununla da Trafik Kültürü oluşmaz. Trafik Kültürü oluşması için bu işe İlk okuldan başlamak gerekir. Şu anda ilk okul 4. Sınıflarda haftada bir saatlik Trafik Güvenliği dersi veriliyor. Bu yeterli değildir. Bu ders saatlerinin ilk ve orta okul seviyesinde çoğaltılması ve uygulamalı yapılması gerekir. Biz Dernek olarak İl Milli Eğitim Müdürlüğünün izni ile, talep eden okullarda 45 dakikalık trafik seminerleri veriyoruz. Orada Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Başkanlığı tarafından hazırlanmış videolar simülasyonlar gösteriyoruz. O arada da çocukları izliyoruz. Arkasından da sorular soruyoruz. Muhteşem ilgi görüyoruz ve harika cevaplar alıyoruz. Çocuklar son derece mutlu oluyorlar. Bu materyaller daha da çeşitlendirilirse çocuklarımız daha ilkokul sıralarında arzu ettiğimiz Trafik Kültürüne sahip olabilirler. Almanya’dan ziyaretimize gelen 8 yaşındaki yeğenimle yaya geçidinde karşıya geçmek üzere bekliyorduk. Araçlar durunca ben geçmek üzere adım attığımda, yeğenim “ dur enişte” diye seslendi. Ne var dedim, “ Bize kırmızı yanıyor” dedi. Ama araçlar durdu, geçebiliriz dediğimde, “ Hayır enişte, bize yeşil yanmadan geçemeyiz” dedi. İşte bu bir trafik kültürüdür ve ilkokulda alışkanlığa dönüşmüş bir kültürdür. Bizde neden olmasın? Bizde Yaya ölümlerinin oranı %15 lerdedir. Bu çok büyük bir orandır. Sürücüler kadar yayaların da trafik kurallarına uyması sağlanmalıdır. Bu da ancak çocuk yaşlarda başlayıp Lise sonuna kadar verilecek eğitimle mümkün olur. Okullardaki trafik eğitimine üniformalı Polislerin girmesi de ayrıca önemlidir. Biz Lisede iken Milli Güvenlik dersi alırdık ve o derslere üniformalı askerler gelirdi. Bizim hoşumuza giderdi ve bir başka ilgi ile dinlerdik o dersi. Okullarımızda da bu üniforma psikolojisinden faydalanabiliriz.

Çocuk Trafik Eğitim Parkları

Belediyeler, kanunen Çocuk Trafik Eğitim Parkları yapmak zorundadır. Ankara da Çankaya ve Etimesgut İlçelerinde var. Ben Kurtuluş Parkına yakın oturduğum için biliyorum, Hiç öğrenci görmedim. Belediye yapmış ama kullanan yok. Bir Okul Müdürüne sormuştum, neden kullanmıyorsunuz diye. Okul müdürü, “çok formalitesi ve sorumluluğu var, ders saati de yetersiz, öğretmen sorumluluk almak istemiyor” demişti. Hayatta hepimiz sorumluluklar alıyoruz. Okul ve öğretmenin de bu sorumluluğu üstlenmesi gerekir. Konu takip edilirse sonuç alınacağını umuyoruz. Mevcut yapılmış olan Çocuk Trafik Eğitim Parkları aktif hale getirilebilirse diğer belediyelerin de bu parklardan yapması sağlanabilir.


Vedat Şahin

KTYG Derneği

Genel Başkanı